Peygamberimiz Hangi Mezheptense Ben De O Mezheptenim

11536128_1095150720513532_1231175270879225590_nPeygamberimizin vefatından hemen sonra İslam alemi bazı sorunlar ve fitneler yaşadı. Liderlik savaşı ve siyasi çekişmeler bunlardan bazılarıydı. Resulullah’ın ahirete irtihallerinden 100-150 yılları arasında ise daha büyük fitne ve ayrılıklar başladı. Bu fitne dinin asıl kaynağından yani Kuran’dan uzaklaşıp başka kaynak ve kişilerin görüşlerinin benimsenmesi idi.

Bu ayrılık ve görüş farklılıkları öyle bir hal almıştı ki bunu yapan kişiler bir sistematiğe oturtulup mezhep adı altında ümmeti fırkalara ayırdılar. Uydurdukları binlerce rivayet ve yalan hadis ile oluşturdukları bu sistemi korumak için de yine yalan rivayet ve ayrılıkçı görüşler uydurdular. Kuran’ın Allah’ın Hak Kitabı olduğuna yeterince inanmadıkları ve Kuran’a güvenmedikleri için kendi rivayet kültürleri 1300 sene içinde onlar için daha güvenilir kaynak oldu.


Aslında mezheplerin kabulü kendi içinde bir çok mantıksızlık ve tutarsızlık barındırır. Örneğin mezhep taassubu taşıyan kişilere “peygamberimiz hangi mezheptendi?” ya da “ sahabe hangi mezhebi taklit ediyordu?” ya da “ tabiin hangi mezhebi kabul ediyordu?” gibi soruları sorduğumuzda verecek cevapları yoktur. Çünkü Kuran’ın yeterli olarak görüldüğü ve yalnızca Kuran ile amel edildiği asrı saadet döneminde hiç bir mezhep yoktu. Mezheplere uymak gibi bir zorunluluk da yoktu, zira mezhep kavramı bile yoktu. Çünkü İslam ümmeti fırkalara ayrılmamıştı, bu haramdı. Ümmetin fırkalara ayrılması Allah’ın Kuran’da yasakladığı bir davranıştır ve bir an evvel terk edilmelidir.


“Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.” (Enam Suresi 159)
1300 sene boyunca üst üste konulan yalanlarla oluşturulan rivayet kültürü, Allah’ın tek hüküm kaynağı olarak bildirdiği Kuran’ın önüne geçti. Rivayet kültürünün geliştirdiği iftiralarla Kuran’ın yeterli olmadığı, anlaşılamayacağı, hadis ve rivayet kültürünün diğer yan ürünleri olmadan açıklanamayacağı gibi putperestçe görüşler kabul edildi. Bu durum öyle bir hal aldı ki; Allah’ın Kitabı’na tabi olan ve yalnızca Kuran ile amel etmeye çalışanlar için “sapık” tabiri kullanılır oldu. “Kuran Müslümanlığı” ve “Kuran’a tabi olmak” rivayet kültürünün müşrik temsilcileri tarafından sapıklık olarak nitelendi. Kuran’dan çok rivayetlere güvenen ve rivayetleri dinin kaynağı olarak kabul eden kişilerden bazıları işi daha da ileri götürerek “Hadisin Kuran’a ihtiyacından çok, Kuran’ın hadise ihtiyacı” olduğunu iddia ettiler. Kuran’a uygun olmayan bu görüşlerin tamamı rivayet kültürünün Müslümanlar arasından ne kadar yaygın ve vahim bir durum aldığını gösteriyor. Mezheplerin oluşması da bu rivayet kültürünün bir neticesidir ve Kuran varken Kuran ile amel edilir.

KURAN VARKEN MEZHEPLERE UYULMAZ.

www.facebook.com/YanlisBilinenGerceklerr

Reklamlar

yaseminyahya hakkında

"Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" (Bakara Suresi, 201)

Haziran 27, 2015 tarihinde Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: