Blog Arşivleri

MEHDİ ALTINÇAĞLA GELİYOR 2016-2020 (Nostradamus )

Nostradamus, Ortadoğu kökenli bir Mehdi’nin Asya’da belireceğini ve onun gelişiyle, Dünya’nın 2016-2020 yılları arasında Altın Çağ’a gireceğini söylüyor..


Kahin, Mehdi’den kitabın onuncu cildinin 75′inci dörtlüğünde bahsediyor:

Uzun süredir beklenen kişi hiç dönmeyecek Avrupa’ya; Asya’da ortaya çıkacak Hermes’in birliğinden gelen biri, Doğu’nun bütün krallarının üstünde ünlenecek. Şifre çözücüsü R. W. Velch bunu şöyle yorumluyor: “Kahin ‘beklenen kişi’ ile Mehdi’yi kastediyor. Ve Mehdi Asya’da ortaya çıkıyor.”

Peki Mehdi ne zaman gelecek?  Şifre çözücüler, bu tarihi “Altın Çağ” olarak yorumluyor. Peter Lorie, savaşların ardından insanoğlunun güzellik ve barışla tanışacağı bu çağın başlangıç tarihini dahi veriyor: 2016-2020 “Kötülüğün iyilikle savaşı” ile ilgili, Nostradamus’un kral II. Henry’ye yazdığı mektubu inceleyen Lorie, mektubun son satırlarına dikkat çekiyor: Bugün, bugün ve biraz zaman sonrası yok olacak. Bu uzun süren dönemden sonra Satürn’ün saltanatı, Altın Çağ yeniden başlayacak. Kullarının acısını hisseden yaratıcı,  Şeytan’a dipsiz kuyunun derinliklerine gidip orada bağlı kalmasını emredecek. Daha sonra Tanrı ile insanoğlu arasında evrensel bir barış başlayacak. Ve Şeytan bin yıl boyunca orada bağlı kalacak. Ve daha sonra bağlarından kurtululacak.( Hz Mehdi’den sonraki azgin dönem. Daha genis bilgi icin bakiniz www.hzmehdi.com )

Hz Mehdi (as) şu an hayatta …  çok yakında hepimiz bu gerçeği goreceğiz inşaAllah.

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN GELECEĞE DAİR VERDİĞİ HABERLER>>>

PEYGAMBERIMIZ (SAV), HZ MEHDI’YI ARAMAMIZI EMRETMISTIR>>>

Hz. Mehdi Geldi !!! İşte Hadislerde Anlatılan ve Günümüzde Gerçekleşmiş olan Alametler>>>

DEĞERLİ ALİMLERİMİZ HZ. MEHDİ GELDİ DİYOR>>>

HAZRETI MEHDI HAKKINDA TÜM BILGILER ICIN >>>

2012′DE NELER OLACAK ? >>>

YETİŞ BİZE YA MEHDİ İLAHİ


TELAŞLANMAK ŞEYTANIN ALDATMACASIDIR

İman etmeyen insanlar şeytanın etkisiyle birçok yanlış bilgiyi öğrenir ve bunları hayata geçirirler. Bu bilgilerin etkisiyle kendilerine zarar veriyor olsalar bile bu kötü özelliklerini karakterlerinin bir parçası zannettikleri için değiştirme gereği duymazlar. Örneğin ‘telaşlanmak’ onlar için bir karakter özelliğidir. Nitekim bu özelliklerini kabullendikleri için gün içinde çok çeşitli korku ve tedirginlikler yaşarlar. Hatta beklemedikleri bir olayla karşılaştıklarında akıllarını kapatacak kadar telaşlanır, nasıl davranacaklarını bilemezler. Bu yapılarını o kadar kabullenmişlerdir ki ruhen kendilerine yaptıkları baskının vücutlarında da çok olumsuz etkileri olur. Telaşlanmalarının sonucunda Bu yazının geri kalanını okuyun

Peygamberimiz (sav) ‘in zorluklar karşısındaki güzel sabrı

Hz. Muhammed (sav), peygamberliği boyunca türlü zorluklarla karşılaşmıştır. Kavminden inkâr edenler ve müşrikler ona karşı son derece incitici sözler söylemişler, hatta büyücülük ve delilik gibi ithamlarda bulunmuşlardır. Bazıları da Peygamberimiz (sav)’i öldürmek dahi istemiş ve bunun için planlar kurmuşlardır. Buna rağmen, Peygamberimiz (sav) her kültürden ve karakterden insanı eğitmeye, onlara Kur’an’ı, dolayısıyla güzel ahlakı, güzel tavrı öğretmeye çalışmıştır.

Kur’an ayetlerinde bildirildiği gibi, bazı kişiler en temel görgü kurallarından dahi habersiz oldukları için Peygamberimiz (sav) gibi ince düşünceli, üstün ahlaklı bir insana sıkıntı verici tavırlarda bulunabileceklerini düşünmemişlerdir. Peygamberimiz (sav) ise tüm bunlara karşı büyük bir sabır göstermiş, her durumda Allah’a yönelerek Allah’ın yardımını istemiş ve mü’minlere de sabrı ve tevekkülü tavsiye etmiştir.

Allah, Kur’an’da Peygamber Efendimiz (sav)’e birçok ayeti ile, inkâr edenlerin söylediklerine karşı sabırlı olmasını şöyle tavsiye etmektedir: Bu yazının geri kalanını okuyun

İMANIN KALBE YERLEŞMESİ

Samimiyetsiz kişilerin imanları belirli şartlara bağlı iken, kamil iman sahipleri kayıtsız şartsız iman ederler. Şartlı iman eden kişiler, ancak nimet içerisinde olduklarında ve tüm olaylar kendi istedikleri gibi geliştiğinde dine sadık kalır ve güzel ahlakı taklit edebilirler. Ancak nimetlerde bir eksilme olduğunda ya da herhangi bir zorlukla karşılaştıklarında kolaylıkla dinden taviz verebilir ve sadakatlerini bozabilirler. Kamil iman sahipleri ise, Allah’a olan inançlarında ve sadakatlerinde güzel bir kararlılık gösterirler. Bunun altında yatan asıl sebep, onların “kesin bir bilgiyle” iman ediyor olmalarıdır. “Kesin bir bilgiyle iman etmek”, kişinin, Allah’ın ve ahiretin varlığına, aklı, kalbi ve vicdanıyla kesin olarak kanaat getirmiş olmasıdır. Kuran’daki “Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar” (Bakara Suresi, 4) ayetiyle de, iman edenlerin bu özelliği vurgulanır.

Kamil imanın farklılığı, vicdanın tam kapasitede kullanılmasıyla kendini belli eder. “Vicdan” her zaman Allah’ın emirleri doğrultusunda hareket eden ve kişiyi sürekli doğru olana davet eden bir sestir. Kamil iman sahibi her durumda vicdanının sesini dinler. Bu da onun daima Kuran’a en uygun ve Allah’ın en hoşnut olacağı ahlak ve tavırları ortaya koymasını sağlar.

Sizi kim yarattı? Sahip olduğunuz bedeni, gözlerinizin, saçlarınızın rengini size kim verdi? Bu yazının geri kalanını okuyun

Müminler ‘Boş ve yararsız olan sözü’ işittikleri zaman ondan yüz çevirirler…

Boş konuşma, içinde Allah’ın anılmadığı, Allah’ın rızasının gözetilmediği, insanın ahiretine bir fayda sağlamayan konuşmalara denir. Hiçbir faydası olmadığı ve ruha da sıkıntı verdiği halde cahiliye insanı, vaktinin büyük bir kısmını boş konuşmalar ile geçirir. İnsanları biraraya geldiklerinde boş konuşmalarla oyalamak, şeytanın en büyük hilelerinden biridir. Bu yöntemle şeytan, insanları Allah’ı anmaktan alıkoymak, Allah’ın etrafta Kendi varlığının delilleri olarak yarattığı sayısız ayet ve mucizeyi görmelerini, tefekkür etmelerini, yaratılış amaçlarını düşünmelerini engellemek ve ahiret için kullanmaları gereken değerli zamanlarını boşa harcatmak ister.

Bu yazının geri kalanını okuyun

Allah’ı hamd ile tesbih edip bağışlanma dilemek…

Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler. (Nahl Suresi, 61)

Ayette zulümleri nedeniyle insanların sorguya çekilmeleri halinde, yeryüzünde istisnasız tek bir canlının bile kalmayacağından bahsedilmektedir. Buna iman edenlerin de dahil olduğu çok açıktır. O halde hiçbir mümin kendini hatasız ve günahsız göremez. İman edenler de, gün içinde bilerek ya da bilmeyerek pek çok hata yapabilirler. Aklının, imanının, şuurunun derecesine göre bu hata ve günahlar az ya da çok olabilir. Ancak hiç kimse kendini hata yapmaktan müstağni göremez. Kendini kusursuz ve mükemmel görmek başlı başına bir hata olur. Kuran’da bu tarz bir kusursuzluk iddiasının Firavunlara özgü sapkın bir anlayış olduğu bildirilmiştir. Bu yazının geri kalanını okuyun

Belirlenmiş vakitlerde hamd etmek ve Allah’ı tesbih etmek

Hamd ve Allah’ı tesbih etmek müminin hayatının bir parçasıdır. Hamd, her türlü övgü, yüceltme ve iltifata layık olanın yalnızca Allah olduğunu, tesbih ise Allah’ın, akla gelebilecek ya da gelmeyecek her türlü eksiklik, kusur ve hatadan uzak ve münezzeh olduğunu hem dil hem de kalp ile tasdik etmektir.

Hamd ve tesbihin yalnızca müminlerin değil, aynı zamanda bütün kainatın bir ibadeti olduğu ayetlerde şöyle haber verilir:

Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder; O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır. (İsra Suresi, 44) Bu yazının geri kalanını okuyun

350 MİLYON FOSİL EVRİMİ YALANLIYOR

KURAN’IN BILIMSEL MUCIZELERINI GÖRÜP MÜSLÜMAN OLANLAR

ADNAN HOCA AVRUPA’YI AYAĞA KALDIRDI

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.